9 Mart 2013 Cumartesi

Ünlü Bilimadamlarının İsimleri İçin Yaratıcı Posterler

Bu sabah olağan internet okumalarımı yaparken karşıma Kapil Bhagat çıktı. Mumbai'da yaşayan bir grafik tasarımcısı olan Kapil kardeşimizin ünlü bilimadamlarının isimleri ile hazırladığı minimal ve zekice çalışmalar çok hoşuma gitti. Çalışmalarının temel noktası bilim adamının en bilinen ve önemli çalışması ile ismi arasında bir bağ kurmak. Buyrunuz işleri:  











16 Aralık 2012 Pazar

James Bond'un 60. Yasi Onuruna Infografikler



Ian Fleming tarafindan 1953 yilinda bolca maceranin, guzel hatunlarin ve hizli arabalarin icine dogan James Bond tam 60 yildir medya dunyasina ekmek veren bir karakter. Kitap serisi ile bir anda populer olan James Bond, sinema filmleri ile dunya capinda bir fenomene donustu.

Dr. No ile 1962 yilinda beyaz perdeye gecis yapan Ingiliz sivil polis abimizi sirasiyla canlandiranlar;

- Babalarin babasi Sean Connery
- Tek filmlik macerasi ile George Lazenby
- Kart playboy, gazinocular krali Roger Moore
- Palandoken'de kayak hocasi tipli Timothy Dalton
- 100 katli gokdelenden atlasa da, karli daglarda kayaklar uzerinde 50 adam oldurse de pantolonun utusu, sacinin spreyi bozulmayan Pierce Brosnan
- Ve "kahramanin ic dunyasina inelim lan ! Christopher Nolan oyle yapiyor"cilarin urunu kurbaga Daniel Craig

tam 50 yildir biz macera severlerin gonlunde.


Kimi zaman neseli sohbetlere girdigi hatunlar ile, kimi zaman birbirinden efsane otomobilleri ile ( 1981 yapimi For Your Eyes Only'deki - ustteki fotograf - Lotus Esprit Turbo icin 1 dakika saygi durusu ) ve her filmde biz dunya vatandaslarini kotuluklerden kurtarmasi ile Ingiliz gizli servisinin medari iftihari bu guzel abimiz icin ben de oturdum filmleri hakkinda bir kac infografik toparladim. Bir bakiniz derim. Sevgiler.

James Bond Filmlerinin 50 Yili

******************************************************************
Bond Kizlari




**************************************

Bond Arabalari ( Ay bu benim en sevdigim )


8 Haziran 2012 Cuma

Yeni Medyanın En Etkili Kursunu ile Şerefsiz Katillerin Peşinde


Sosyal medyayı sallayan aktivist* hareket Invisible Children ve bu oluşumun bir ürünü olan KONY 2012 videosunu görmüşsünüzdür. Facebook’ta karı kız çözmekten ya da Twitter’da ünlülere sarmaktan izlemeye fırsat bulamayan, kotayı geçerim korkusu ile oynata tıklayamayan gençlere KONY 2012’yi bir özet geçiyim. Ama özet geçmeden belirtiyim, yazım yeni medya düzeni ve özellikle de viral videolar hakkında. Zaten ben izledim lan anlatma boşa diyen gençler alttaki paragrafı atlayabilir.


Jason Russell Amerika’da yaşayan gazeteci, filmci, yönetmen bir abimiz. Jason reiz ve panpaları yıllar once Uganda’ya gider. Uganda gezisi sırasında (nereyi geziyorlarsa Uganda’da) Jacob adında bir çocuk ile tanışırlar. Jacob’ın anlattıkları benim diyen delikanlının ruhunda ana/bacı öper nitelikte izler bırakır. Jacob’ın abisi Lord Resistance Army (LRA) tarafından Jacob’ın gözlerinin önünde öldürülmüştür. LRA’in lideri Joseph Kony adında OÇ’nin önde gidenidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından adam öldürme, cinsel kölelik, tecavüz, işkence, çocukları zorla orduya katma gibi suçların içinde bulunduğu 33 ayrı insanlık ve savaş suçundan aranan bu O.Ç.’yi bir şekilde durdurmak için çalışmalara başlayan Jason reiz ve panpaları Amerika’ya döndükleri gibi soluğu Beyaz Saray’da alırlar. Beyaz Saray’dan siktir yiyen reiz ve panpaları daha da bileylenir ve 2005 yılında Invisible Children adındaki oluşumun adımlarını atarlar. Yoruldum lan anlatmaktan! Açın izleyin gençler. Yazının sonunda var video.

Kısacası bu O.Ç. Joseph Kony, Uganda’da minicik bebeleri ailelerinde kaçırıyor. Erkekleri asker yapıyor, kızları seks kölesi haline getiriyor. 30 bini çocuk olmak üzere tam 60bin kişiyi kaçırmış 2bin 400 kişiyi öldürmüş. Jason Russell reis de bu Kony şeytanını yakalatmak ve Ugandalı çocuklara yardım etmek için bir video hazırlamış, KONY 2012.

2005 yılında kurulan Invisible Children 5 Mart 2012 tarihine kadar belli bir kitle ve sınırlı bir bilinirlik ile yavaş yavaş büyüyor. Yoğun olarak Amerika’da ve İngiltere’de bilinen bu oluşumu diğer ülkelerde bilen duyan yok, yoktu. 5 Mart’ta ise işler bir anda değişiyor ve 15 günde, dünyanın farklı noktalarından toplam 83 milyon kişi tarafından bilinir hale geliyor. Nasıl mı? Bir video ile. Bir tanecik 30 dakikalık video ile.

Yeni medya düzenin gücünü iyi bilen Jason reiz ve panpalarının hazırladığı KONY 2012 videosunun tek bir amacı var. Olabildiğince çok kişiye ulaşarak 2012 yılı içinde bu O.Ç. Joseph Kony’i yakalatmak. Amacına ulaştı mı bilemiyorum ama dijital medyanın en büyük kurşunu olan viral yayılımı en iyi şekilde kullandığı kesin. İşte gerçek viral yayılımın –viral pazarlamadan bahsetmiyorum- yakalaması gereken ruhlardan biri de bu. İzleyini taraf olmaya çağırmak. Taraflığını videoyu paylaşarak kanıtlayacağına inandırmak. İzleyenin kendi taraflığını kanıtlatarak video paylaşımlarını bir yayılma ve reyting silahı olarak kullanmak.

Youtube Trends Manager Kevin Allocca (ne güzel soyadı varmış piçin yazınca farkettim. Bak bir daha oku soyadını, aksanlı oku) TED Talks’ta, Bir Video Nasıl Viral Olur ?’u anlattı Şubat ayında. Bu konuşmayı ve Türkiye yansımalarını çok kısa bir süre sonra yazacağım. O güne kadar minik bir alıntı yapmam gerekirse Viral Video’nun DNA’sı 3 basit yapı taşından oluşuyor. Dur dur şimdi değil. Siz yazıyı bekleyin en iyisi..

KONY2012 videosunun yarattığı izleyici psikolojisini ve yayılıma hızını incelediğim de, çalmadan çırpmadan yapacağımız viral çalışmaların, Türkiye’de alabileceği yoldan çok umutluyum. Resme bir kaç adım geriden bakmak yeterli. Ve yeni medya düzenini, viralin ve viral yayılımın gücünü biraz daha derinden anlamak. Hatta harika bir konu daha buldum be! Aldım notumu, yazacağım. Türk Dizi Senaristliğinden Viral Yazarlığa…

Ozamana kadar siz KONY2012 hakkında biraz daha düşünün. Yeni medyayı, viral yayılımı, en önemlisi elinizin altındaki gücü daha iyi anlayın. Elinizin altındaki derken mecazi bir anlam aramayın. Elinizin altındaki klavyeden bahsediyorum. 500 yıl boyunca medyanın ve basının gücü zengine ve patrona ait oldu. Bugün ise interneti olan herhangi birine ait.

OKUYUCUYA NOT: KONY2012 hareketini baslatan ve bu filmin yönetmeni Jason Russell abimizi gördüğüm yerde elini hayranlık ve zevkle sıkacağım.


 

11 Ocak 2011 Salı

Dunyanin En Garip Pazar Hareketliligi


Dunyanin hicbir ulkesinde, hicbir sehrinde, mekaninda ve de zamaninda yasanmamis bir pazar hareketlenmesinden bahsedecegim birazdan siz sevgili bebeklere.Hatta gelecegi birakalim, en guzel an suandir diyip bahsedelim mevzudan. Birazcik hikayelestirmek istiyorum bir de.

Doksanli yillarin ortalariydi. Cuma gunuydu. Yazin ilk gunleriydi. Nalburluk (ayni zamanda evlere musluk tamiri) sektorunde 14. yilini devirmis Ertugrul Abi cayini yudumlayip daha yeni kurulan ozel televizyonculugun urunu olan TV Guide'ni okumaktaydi. Parlement pazar gecesi sinemasinda ne var diye okudugu sirada bir cocuk girdi iceri. Kaldirdi kafasini Ertugrul abi. (Cok da cocuklari sevmez kendisi buarada)(Kendi cocuklarini sever, sunu al bunu al diye dukkanina yollanan cocuklari sevmez) Fakat bu cocuk, gayet kendinden emin bir tavirla, tek seferde soyledi ne istedigini. "30cm'lik ince elektrik borusu"

Ertugrul Abi istedigini verdi genc bireyin. 5 dakika sonra bir baska genc birey girdi iceri. O da 30cm'lik elektrik borusu ve yaninda 5'er cm.lik iki adet parca istedi. Onun da istediklerini karsiladi stogundan. Ertugrul Abi daha ne oldugunu anlayamadan ogle namazina mutabik tam 11 metre ince boru satmisti. Cuma namazi icin camiiye dogru ilerlerken iki cocuk kosarak gecti yanindan. Tam goremese de ellerinde mavi gri tonlarinda birer boru vardi. O sirada bir mermi gibi kulaginin yanindan gecen kulah kagit ile etrafina bakti. Bir Tüf Tüf savasinin ortasindaydi kendisi o sirada!

Tüf Tüf, Külah ve ya Boru.. Farkli sehirlerde, mahallelerde kullanilan ismi degisiklik gosteren bu oyun akimi, bir donem nalburlari ve ana pazar olan insaat malzemesi sektorunu canlandiran bir tuketici hareketiydi. Bir cocuk oyunu ve insaat malzemesi sektorunun birlestigi bir pazarlama stratejisi ! Kulaga delice geliyor degil mi ? Ama bu pazar hareketliligi kendiliginden olusmustu o yillarda. Benim yillardir merak ettigim sektore gelen bu hizli para ve tuketim, gercekten kendiliginden mi ortaya cikmisti yoksa sektorun onde gelen pazarlamacilari tarafindan bir cocuk oyunu bulunmus ve insaat malzemesi sektorune para akisi mi saglanmisti? - Ki bu fikri bulan kisi bence bir pazarlama gurusu degil bir pazarlama tanrisidir benim nezih yuregimde -

Bu konunun universitelerin pazarlama bolumlerinde okutulmasini isteyecegim ama yeni neslin cok idrak edebilecegini sanmiyorum. Ayrica Turkiye disinda dunyanin hicbir universitesinde bu konunun anlasilacagini dusunmuyorum. Yasasin cocuklarin insaat malzemesi sektorune getirdigi can! Saygilar bebekler...

10 Ocak 2011 Pazartesi

Dünyanın En Büyük Düş Kırıklığı


Genellikle lise caglarinda yogun olarak yasanan bu hayal kirikligi ilerleyen yaslarda, belli donemlerde gorulebilir. Ama en kacinilmaz ve yogun yasanilani lise yillarindakidir. Okuldan cikarsin. Tum gun binbir geyik muhabeti yapip yorgun bir sekilde eve girersin. Evde kimse yoktur. Atarsin cantayi/defteri yere. ( Birazdan kendisini bekleyen hayal kirikligi ile karsilasacak kisiler genellikle canta degil sadece rulo yapilmis telli harita method defteri kullanirlar) Elini yuzunu bi yikarsin. Sonra direkt buzdolabina saldirilar baslar. Oncelikle alt bolum acilir. Soyle bir suzulur. Gecen aksam yemeginden kalan, sisenin yarisinin biraz altinda kalmis kola sevindirir genc bunyeyi. Sonra buzlugu acarsin. Ve.... Ve... Iste ordadir..
Algida dondurma kutusu.. Karamelli.. Bir sevincle atarsin elini.. Ve iste o her seferinde yedigin kazigi yine yersin.. Icindeki, annenin koydugu tereyagi tum planlari, sevincleri, kipir kipir olan icini yerle bir eder. Daha kac sefer bu hayal kirikligini yasayacagini dusunursun. Icinden ettigin minik bir kufurle yarimin biraz altindaki kolani alirsin.

6 Ocak 2011 Perşembe

Realizm Çerçevesinde Beyaz Atlı Prens Kavramına Farklı Bir Bakış


Ah siz kızlar..Beyaz atlı prensimi bekliyorum dersiniz. Gelse beyaz atlı prensiniz gururla ve kendinden emin.. Ozaman da dersiniz ki aa tipe bak ! Mal atla gelmiş..Bir de içinizden kıs kıs gülersiniz bu devirde beyaz at nerden geldi aklına bunun diye? Elini uzatsa buyur etse arkasına dersiniz ki
'kotum cok dar binemem ata' / ' etekle binemem ata' / 'binemem beyaz ata..anla işte hastayım, beyaz olmaz' / 'ata binmem'
Türlü bahaneler.. Lütfen kendimize çeki düzen verelim ve isteklerimizi tekrar gözden geçirelim.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Ülkemize Gelen UFO'lar İçin Yatırım İmkanları


Ülkemize ziyaret amaçlı gelen, tekrar ediyorum ziyaret amaçlı (aksi amaçları olanlar taşlanmalı) gelen uzaylıları, Türk misafirperverliğine uygun bir şekilde karşılamak (kılıç-kalkan, Atabarı, Rize karşılama, Kafkas vs. gibi) , çay ikramında bulunmak, mantı açmak, ' Dostlar gelin yol yorgunusunuz bir duş alın ' şeklinde tekliflerde bulunmak bir Türk genci için sevgilisi kadar önem taşımalıdır. Ki uzaylılar gezegenlerine döndüklerinde hemşerileri:
- Eee moruk Amerika nasıldı? ' diye sordukların da,
- İyi işte öle uçtuk bi turladık millet yine kamera kafasına girdi.
- Türkiye nasıldı?
- Aga gittik. Bir izzet, bir ikram, bir dostluk sorma... Bizim hanimda hemen yan odaya geçti kaynaştı ordakilerle.Şimdi hanımı alıp gidicem gün varmış haftaya cuma.. Benim de 10-11 halı saha var.
..diyip uzak diyarlarda namımızı duyursunlar, bizim göğsümüzü kabartsınlar. Bunu duyan zengin uzaylılar ülkemize yatırım yapsınlar.