11 Ocak 2011 Salı

Dunyanin En Garip Pazar Hareketliligi


Dunyanin hicbir ulkesinde, hicbir sehrinde, mekaninda ve de zamaninda yasanmamis bir pazar hareketlenmesinden bahsedecegim birazdan siz sevgili bebeklere.Hatta gelecegi birakalim, en guzel an suandir diyip bahsedelim mevzudan. Birazcik hikayelestirmek istiyorum bir de.

Doksanli yillarin ortalariydi. Cuma gunuydu. Yazin ilk gunleriydi. Nalburluk (ayni zamanda evlere musluk tamiri) sektorunde 14. yilini devirmis Ertugrul Abi cayini yudumlayip daha yeni kurulan ozel televizyonculugun urunu olan TV Guide'ni okumaktaydi. Parlement pazar gecesi sinemasinda ne var diye okudugu sirada bir cocuk girdi iceri. Kaldirdi kafasini Ertugrul abi. (Cok da cocuklari sevmez kendisi buarada)(Kendi cocuklarini sever, sunu al bunu al diye dukkanina yollanan cocuklari sevmez) Fakat bu cocuk, gayet kendinden emin bir tavirla, tek seferde soyledi ne istedigini. "30cm'lik ince elektrik borusu"

Ertugrul Abi istedigini verdi genc bireyin. 5 dakika sonra bir baska genc birey girdi iceri. O da 30cm'lik elektrik borusu ve yaninda 5'er cm.lik iki adet parca istedi. Onun da istediklerini karsiladi stogundan. Ertugrul Abi daha ne oldugunu anlayamadan ogle namazina mutabik tam 11 metre ince boru satmisti. Cuma namazi icin camiiye dogru ilerlerken iki cocuk kosarak gecti yanindan. Tam goremese de ellerinde mavi gri tonlarinda birer boru vardi. O sirada bir mermi gibi kulaginin yanindan gecen kulah kagit ile etrafina bakti. Bir Tüf Tüf savasinin ortasindaydi kendisi o sirada!

Tüf Tüf, Külah ve ya Boru.. Farkli sehirlerde, mahallelerde kullanilan ismi degisiklik gosteren bu oyun akimi, bir donem nalburlari ve ana pazar olan insaat malzemesi sektorunu canlandiran bir tuketici hareketiydi. Bir cocuk oyunu ve insaat malzemesi sektorunun birlestigi bir pazarlama stratejisi ! Kulaga delice geliyor degil mi ? Ama bu pazar hareketliligi kendiliginden olusmustu o yillarda. Benim yillardir merak ettigim sektore gelen bu hizli para ve tuketim, gercekten kendiliginden mi ortaya cikmisti yoksa sektorun onde gelen pazarlamacilari tarafindan bir cocuk oyunu bulunmus ve insaat malzemesi sektorune para akisi mi saglanmisti? - Ki bu fikri bulan kisi bence bir pazarlama gurusu degil bir pazarlama tanrisidir benim nezih yuregimde -

Bu konunun universitelerin pazarlama bolumlerinde okutulmasini isteyecegim ama yeni neslin cok idrak edebilecegini sanmiyorum. Ayrica Turkiye disinda dunyanin hicbir universitesinde bu konunun anlasilacagini dusunmuyorum. Yasasin cocuklarin insaat malzemesi sektorune getirdigi can! Saygilar bebekler...

10 Ocak 2011 Pazartesi

Dünyanın En Büyük Düş Kırıklığı


Genellikle lise caglarinda yogun olarak yasanan bu hayal kirikligi ilerleyen yaslarda, belli donemlerde gorulebilir. Ama en kacinilmaz ve yogun yasanilani lise yillarindakidir. Okuldan cikarsin. Tum gun binbir geyik muhabeti yapip yorgun bir sekilde eve girersin. Evde kimse yoktur. Atarsin cantayi/defteri yere. ( Birazdan kendisini bekleyen hayal kirikligi ile karsilasacak kisiler genellikle canta degil sadece rulo yapilmis telli harita method defteri kullanirlar) Elini yuzunu bi yikarsin. Sonra direkt buzdolabina saldirilar baslar. Oncelikle alt bolum acilir. Soyle bir suzulur. Gecen aksam yemeginden kalan, sisenin yarisinin biraz altinda kalmis kola sevindirir genc bunyeyi. Sonra buzlugu acarsin. Ve.... Ve... Iste ordadir..
Algida dondurma kutusu.. Karamelli.. Bir sevincle atarsin elini.. Ve iste o her seferinde yedigin kazigi yine yersin.. Icindeki, annenin koydugu tereyagi tum planlari, sevincleri, kipir kipir olan icini yerle bir eder. Daha kac sefer bu hayal kirikligini yasayacagini dusunursun. Icinden ettigin minik bir kufurle yarimin biraz altindaki kolani alirsin.

6 Ocak 2011 Perşembe

Realizm Çerçevesinde Beyaz Atlı Prens Kavramına Farklı Bir Bakış


Ah siz kızlar..Beyaz atlı prensimi bekliyorum dersiniz. Gelse beyaz atlı prensiniz gururla ve kendinden emin.. Ozaman da dersiniz ki aa tipe bak ! Mal atla gelmiş..Bir de içinizden kıs kıs gülersiniz bu devirde beyaz at nerden geldi aklına bunun diye? Elini uzatsa buyur etse arkasına dersiniz ki
'kotum cok dar binemem ata' / ' etekle binemem ata' / 'binemem beyaz ata..anla işte hastayım, beyaz olmaz' / 'ata binmem'
Türlü bahaneler.. Lütfen kendimize çeki düzen verelim ve isteklerimizi tekrar gözden geçirelim.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Ülkemize Gelen UFO'lar İçin Yatırım İmkanları


Ülkemize ziyaret amaçlı gelen, tekrar ediyorum ziyaret amaçlı (aksi amaçları olanlar taşlanmalı) gelen uzaylıları, Türk misafirperverliğine uygun bir şekilde karşılamak (kılıç-kalkan, Atabarı, Rize karşılama, Kafkas vs. gibi) , çay ikramında bulunmak, mantı açmak, ' Dostlar gelin yol yorgunusunuz bir duş alın ' şeklinde tekliflerde bulunmak bir Türk genci için sevgilisi kadar önem taşımalıdır. Ki uzaylılar gezegenlerine döndüklerinde hemşerileri:
- Eee moruk Amerika nasıldı? ' diye sordukların da,
- İyi işte öle uçtuk bi turladık millet yine kamera kafasına girdi.
- Türkiye nasıldı?
- Aga gittik. Bir izzet, bir ikram, bir dostluk sorma... Bizim hanimda hemen yan odaya geçti kaynaştı ordakilerle.Şimdi hanımı alıp gidicem gün varmış haftaya cuma.. Benim de 10-11 halı saha var.
..diyip uzak diyarlarda namımızı duyursunlar, bizim göğsümüzü kabartsınlar. Bunu duyan zengin uzaylılar ülkemize yatırım yapsınlar.

Düğün Konvoyunda Başı Çekmek


Düğün konvoyunda başı çekmek bir maceradır.Neden ? Çünkü düğün konvoyunda başta gelin ve damatın içinde bulundukları araba a.k.a düğün otosu, %80 damadın kankası tarafından kullanılıyordur. Ve fakat kanka %90 düğün salonunun, ordu evinin, restoranın yolunu bilmemekle beraber 'Kanka arabanı ben kullanıcam bitmiştir' diyerek kendini en has adam ilan etmiştir.Ama her macerada olduğu gibi kahraman sonradan ortaya çıkar.Kahraman %100 bacanak ya da enişte statüsünde bir ikinci nesil akraba abidir.Hemen en başa geçer ve kendinden emin bir şekilde sokaklara girer, girişleri kaçırmaz ve sağladığı güven ortamında konvoyu mekana getirir. Ben 50 yaşından sonra parayı napiyim aga der gibi diyorum ki yakında düğünü olan akrabalarım ben 50 yaşımdan sonra konvoyda başı çeksem nolcak..Ben o macerayı bu genç yaşımda istiyorum.Sora sora bulur, tam önüne çıkarmasam da yakınına illa ki getiririm.